1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Sudan: Ordu, milis güçler ve iktidar mücadelesi

Kersten Knipp
18 Nisan 2023

Sudan'daki silahlı çatışmalar, ülkedeki iki güçlü ismin iktidar mücadelesinin bir sonucu. Peki Abdülfettah el Burhan ve Muhammed Dagalo arasındaki rekabet neden kaynaklanıyor? Sudan'da neler oluyor?

https://p.dw.com/p/4QG2u
Çatışmalar nedeniyle evinden olmuş bir Hartumlu, enkazın arasında yürüyor
Çatışmalar nedeniyle evinden olmuş bir HartumluFotoğraf: REUTERS

Birleşmiş Milletler'in (BM) verilerine göre, Sudan'da ordu ile paramiliter güçlerden oluşan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Cumartesi günü meydana gelen çatışmaların bilançosu en az 185 can kaybı. Sudan Doktorlar Merkezi Komitesi'nin (CCSD) aktardığı bilgilere göre Pazartesi günkü çatışmalarda ülkenin çeşitli bölgelerinde yüzlerce kişi de yaralandı. Çatışma haberleri yalnızca başkent Hartum'dan değil, ülkenin farklı kentlerinden de geliyor. Ancak başkente hafta sonuna göre daha fazla hava saldırısı düzenlendiği belirtiliyor.

Almanya'da iktidardaki Sosyal Demokrat Parti'ye (SPD) yakınlığıyla bilinen Friedrich Ebert Vakfı'nın (FES) Hartum Büro Yöneticisi Christine Roehrs da Sudan'da yaşananları DW'ye değerlendirdi. Hartum'un diğer sakinleri gibi çatışmalara bizzat tanıklık ettiğini söyleyen Roehrs, "Hem ordunun hem de HDG'nin tesisleri, kentin tam ortasında bulunuyor. Dolayısıyla iktidar mücadelesi buradan sivillerin yaşadığı, alışverişe ve okula gittiği mahallelere sıçrıyor. Tüm gün her yerde çatışma sesleri duyuluyor" dedi.

Yaşanan çatışmaların arka planında Sudan Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Burhan ile HDK lideri General Muhammed Hamdan Dagalo arasındaki rekabet yatıyor. Sudan, 2021'de gerçekleşen askeri darbeden bu yana El Burhan'ın başkanlık ettiği "Bağımsız Konsey" tarafından yönetiliyor. El Burhan'ın yardımcısı ise birkaç gün öncesine kadar, lakabı "Hemeti" olan HDK lideri Dagalo idi.

Abdülfettah el Burhan
Abdülfettah el BurhanFotoğraf: Uncredited /ASSOCIATED PRESS/picture alliance

İstikrarsız bir ittifak

El Burhan ve Dagalo arasındaki anlaşmazlık, planlanan güvenlik reformu konusunda sürdürülen müzakerelerde patlak verdi. Basında yer alan bilgilere göre, en önemli anlaşmazlık noktalarından biri, paramiliter milislerin ulusal ordu bünyesine entegre edilmesiyle ilgiliydi. Böyle bir eklemlenmenin, HDG'nin etki alanının yok olmasına neden olabileceğinden ötürü HDK'nın buna sıcak yanaşmadığı belirtiliyor.

FES'ten Roehrs de birbirine rakip iki siyasi ve askeri aktör arasındaki ittifakın hiçbir zaman istikrarlı olmadığını vurguladı. Roehrs, "Ortak çıkarlarına hizmet ettiği durumlarda işbirliği yaptılar. Örneğin Ekim 2021'de, o dönemki geçiş hükümetine karşı yapılan askeri darbede olduğu gibi. Ancak şimdi, ordu ile milisler arasındaki ilişkilerin geleceğine bakıldığında, çıkarların birbirleriyle örtüşmediği göze çarpıyor. Böylece iki eski ortaktan, iki yeni rakip ortaya çıkmış oluyor" dedi.

Çatışmaların sürdüğü başkent Hartum'dan bir görüntü
Üzerinde dumanlar yükselen başkent HartumFotoğraf: Mahmoud Hjaj/AA/picture alliance

Korku ve aç gözlülük

Almanya merkezli sivil toplum kuruluşu Sudan ve Güney Sudan Forumu'nun başkanı Marina Peter de El Burhan ve Dagalo'nun birbirlerine bağımlı olmayı sürdürdüklerine işaret etti. Bu bağımlılığın arka planında her iki aktörün eylemleri nedeniyle hesap verme korkusunun yattığını ifade eden Peter, DW'ye yaptığı değerlendirmede "Her iki de askeri arka plana sahip. Ayrıca her ikisi de her ne kadar farklı şekillerde olsa da Ömer El Beşir'in yetiştirdiği iki isim" şeklinde konuştu.

El Burhan, orduda normal bir askeri kariyer yaparken Dagalo ise Darfur Savaşı'nda Cancavid adı verilen milis grubun komutanıydı. Söz konusu grup, 1980'li yıllarda ağırlıklı olarak Afrikalı ve Arap olmayan isyancıları ve sivilleri vahşi şekilde katletmesiyle biliniyor. Bu milisler, daha sonra Libya ve Yemen'deki savaşlara paralı asker olarak gönderilmişlerdi.

Peter, "Sivil toplumun geniş bir kısmı, her iki tarafın da hesap vermesini istiyor: Dagalo'nun Darfur Savaşı'nda işlediği suçlar, El Burhan'ın ise 2019'da El Beşir'e karşı organize edilen başkaldırı nedeniyle. O yüzden her ikisi de çok korkuyor" değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası aktörler ve çıkarları

İki isim arasındaki rekabetin bir diğer nedeni de yeraltı kaynakları. Sudan'ın kayda değer miktarda altın rezervine sahip olduğu ve bunlarla Rusya'nın ilgilendiği biliniyor.

Sudan'ın eski Devlet Başkanı Ömer el Beşir de 2017 yılında Rusya lideri Vladimir Putin ile bir araya geldiğinde "Rusya, Sudan'ın Afrika'daki anahtarı olabilir" demişti. Ve o dönemde Rusya'da kayıtlı bir şirket olan M-Invest, Sudan'da maden işletme haklarını elde etmişti. HDG ve M-Invest de birlikte değerli madenler çıkarmışlardı. ABD Maliye Bakanlığı, söz konusu şirketin Rus paralı asker grubu Wagner'in bir paravan şirketi olduğunu iddia ediyor.

Sudan'da çıkarı olan başka devletler de var. Marina Peter, örneğin Mısır hükümetinin El Burhan yönetimini desteklediğini söylüyor. Henüz Nisan ayı başında iki devlet, ortak bir askeri tatbikat yaptı. Mısır ayrıca geçen yıl selden etkilenen Sudan'a insani yardımda da bulundu.

El Burhan'ın rakibi Dagalo ise Eritre, Etiyopya ve Yemen ile iyi ilişkilere sahip. Dagalo'nun komuta ettiği bir grup milis, Yemen'in çeşitli bölgelerinde faaliyet göstermişti. Aynı zamanda altın madeni konusunda yaptıkları işbirliği çerçevesinde de Dagalo'nun Moskova ile yakın ilişkileri mevcut.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve HDG lideri Dagalu
Dagalu, 9 Şubat'ta Hartum'da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmüştüFotoğraf: Russian Foreign Ministry Press Service/AP/picture alliance

Bedelini siviller ödüyor

Tüm bunların yaşananları açıklar nitelikte olduğunu söyleyen Roehrs'e göre, hem El Burhan hem de Dagalo için önem taşıyan tek şey, iktidar ve etki alanı. Roehrs, "Bu iki isim, kavgalarını sivillerin sırtından yürütüyor. Üstelik bunu, milyonlarca Sudanlı'nın 2018 yılındaki devrimde askeri yönetime karşı demokrasi yönünde görüş bildirmiş olmalarını bilmelerine rağmen yapıyorlar" dedi.

Marina Peter, bu nedenle bir "iç savaştan" bahsetmenin mümkün olmadığı görüşünde. Peter, "Bu hiçbir şekilde bir iç savaş değil. Bu, iki aktör arasındaki bir güç mücadelesi. Sivil toplum, demokratik reformlar yönünde aşama kaydedilmesi için sürekli çaba saba sarf etti ve bu amaçla protestolarını sürdürdü" diye konuştu. Peter, demokrasi aktivistlerinin, hem ordu hem de milisleri barış ve demokrasi önünde bir engel olarak gördüklerini kaydetti:

"Şimdi aktivistler ve sivil toplum, her iki cephenin tam ortasında kalmış durumda."

DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?