1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Hukuk ve AdaletTürkiye

Soma faciası: Kamu görevlileri 10 yıl sonra yargılanıyor

Uğur Şahin
8 Mayıs 2024

Soma maden faciasında ihmali olduğu belirtilen 28 kamu görevlisi ilk kez hâkim karşısına çıktı. Kamu görevlileri "Görevi kötüye kullanma" ile suçlanıyor. Ancak mağdur avukatlarına göre bu suçlama yetersiz.

https://p.dw.com/p/4fb5f
Soma'daki maden faciası sonrasında ağlayan bir kadın ile ona sarılan bir maden işçisi
Soma maden faciasının 10'uncu yılında, kamu görevlileri ilk kez hakim karşısına çıkıyorFotoğraf: Reuters

Manisa'nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014'te 301 madencinin yaşamını yitirdiği, 162 işçinin ise ağır yaralandığı facianın üzerinden 10 yıl geçti. Bu süreçte hayatını kaybeden madencilerin yakınları adalete erişmeyi bekledi ancak yargının verdiği kararlar tartışmalara neden oldu ve aileleri memnun etmedi. Faciada ihmali bulunduğu belirtilen kamu görevlilerin yargılanmasına ise yıllar sonra başlandı. Aralarında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın iş müfettişlerinin de bulunduğu 28 kamu çalışanı "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla bugün hâkim karşısına çıktı. Davanın ilk duruşması Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. İkinci duruşma ise mahkeme tarafından 12 Eylül 2024 tarihine ertelendi. 

Peki, Türkiye'nin en büyük iş kazasında sorumluluğu bulunduğuna işaret edilen kamu görevlileri hakkındaki davaya neden bu kadar geç başlanabildi?

Yıllarca soruşturma için izin verilmedi

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye ait madende çıkan yangının yol açtığı büyük faciada şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan ile çalışanlarının yargılanmasına 2015'te başlandı. Duruşmalarda denetimleri yeterli yapmadıkları gerekçesiyle devlet görevlilerinin de sorumluluğu sorgulandı, "Kamu görevlileri de yargılansın" çağrısı yapıldı.

Faciada yaşamını yitiren madencilerin aileleri de kamu personeli hakkında da bir soruşturma başlatılmasını talep ederek savcılığa şikâyette bulundu. Dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda hem Enerji Bakanlığı'nın hem de Çalışma Bakanlığı'nın ihmali ve kusuru bulunduğuna dikkat çekiliyordu. 2016 yılında hazırlanan bilirkişi raporunda, "denetimde yetkili ve görevli kurumların mevzuat ile madencilik tekniklerine aykırı hususlara göz yumduğu" belirtiliyordu. Raporda, denetimlerin yüzeysel yapıldığı bile yazıldı.

Kamu görevlilerinin yargılanması için söz konusu bakanlıkların soruşturma izni vermesi gerekiyordu ancak her iki bakanlık da bunu uzun bir süre gerçekleştirmedi. Bunun üzerine yaşamını yitiren 12 madencinin yakını, son çare olarak Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Yüksek Mahkeme, 29 Ocak 2020 tarihinde aldığı kararla, yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetti ve yargılama yapılmasının önünü açtı.

Soma'daki maden kazası sonrasında yakınlarından haber bekleyenler
Soma'da 301 kişi yaşamını yitirmiştiFotoğraf: picture-alliance/dpa

İddianamede yer alan detaylar neler?

AYM'nin hak ihlali kararının sonrasında denetim göreviyle yükümlü 28 kamu personeli hakkında Soma Cumhuriyet Başsavcılığı'nca bir soruşturma başlatıldı. Fakat dosya üç yıl savcılıkta bekletildi. Savcılığın hazırladığı iddianame ise 14 Aralık 2023 tarihinde düzenlendi.

İddianamede, şüphelilere "görevi kötüye kullanma" suçlaması yöneltiliyor. Fakat "bilinçli taksirle 301 kişinin ölümüne, 162 kişinin de yaralanmasına sebebiyet vermek," ve "olası kastla insan öldürmek" yerine bu suçtan ceza istenmesi mağdurların avukatları tarafından eleştiriliyor.

75 sayfadan oluşan iddianamede hem yaşanan hukuki sürece hem de facianın detaylarına yer veriliyor. İddianamede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın iş müfettişleri; E.A., G.A. M.G., E.G., A.Y., A.E., M.K.; baş müfettişler M.T., A.B. ve E.G. ile müfettiş yardımcısı E.B.'nin kusurları sıralanıyor. Şüphelilerin madendeki üretimin can güvenliğini tehdit etmesine rağmen çalışmaları durdurmadığına vurgu yapılıyor.

İddianamedeki şüpheliler arasında dönemin Çalışma Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü K.Ö. de bulunuyor. K.Ö.'nün maden ocağında işletme projelerini inceleyerek çalışma izinlerini veren ve her yıl üretim faaliyet raporlarını denetleyen kurumun başında bulunduğuna dikkat çekiliyor. Ancak K.Ö.'nün "gerekli mevzuat çalışmalarının yapılmasında ihmale neden olduğu ve gecikme göstererek oluşan maden kazasındaki can ve mal kaybının etkisinin facia boyutuna yükselmesine neden olduğu" bildiriliyor.

Aynı şekilde Enerji Bakanlığı personeli olan maden tetkik üyeleri M.S.S., Ş.U., M.B., E.T., H.H.I., H.Y., M.G., B.U., N.P.Y., A.Ü., A.S., B.A., R.K.ve M.A. da suçlanıyor. Söz konusu kişilerin iş güvenliği ile alakalı eksikliklerin tamamlatılması ve hatalı uygulamaların düzeltilmesi için bir girişimde bulunmadığı ifade ediliyor. Ayrıca denetimler neticesinde tehlikeli durumu belirleyip gerekli önlemlerin alınmasını sağlamadıkları da dile getiriliyor.

Eski Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Daire Başkanı V.D. ile dönemin TKİ Daire Başkanı olan A.S.'nin de ihmali bulunduğu savunuluyor.

"Zamanaşımı kapsamında" savunması

İddianamede şüphelilerin üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerine yönelik savunmalarına da yer veriliyor. Ayrıca bir kısım şüphelinin 13 Mayıs 2014'te yaşanan facianın zamanaşımı kapsamına alınması ve takipsizlik kararı verilmesini istediğine yönelik dilekçe kaleme aldığı ifade ediliyor. Fakat savcılık, zamanaşımı sürecinin 12 yıl olduğuna değinerek, "Şüpheli ve bir takım şüpheli müdafilerinin savunmalarının mesnetsiz olduğunu" aktarıyor.

"Çok geç açılmış bir dava"

Hayatını kaybeden madenci yakınlarının avukatlarından Derviş Emre Aydın, kamu personeline yönelik "görevi kötüye kullanma" suçunun yetersiz kaldığı görüşünde. Avukat Aydın, ilk duruşma öncesinde DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, "Görevi kötüye kullanma suçlaması asla kabul edilemez" diyor ve ekliyor: "Bizce olası kast ile insan öldürme suçlamasıyla ağır ceza mahkemesinde açılması gereken bir dosya iken geldiğimiz noktada 10 yıl sonra ancak görevi kötüye kullanma suçlamasıyla asliye cezada açılan bir dava var."

Üstelik Aydın, bu davanın açılmasında çok geç kalındığına işaret ederek, "301 kişinin öldürülmesinden bahsediyoruz. Bilirkişi raporları, kamu kurumlarındaki müfettişlerin ve denetim yetkisine sahip olan müdürlüklerin doğrudan bu konudaki ihmali nedeniyle bu katliamın gerçekleştiğini ortaya koymuştu" ifadelerini kullanıyor.

Avukat Aydın, madenci yakınlarının da duruşmaya katılım sağlayacağını belirtiyor. Aydın'ın aktardığına göre savcılık, faciada yaşamını yitiren madenci ailelerini dosyaya "mağdur" olarak dahi eklemedi. Bu durumun sürecin daha da uzamasına sebebiyet vereceğini savunan Aydın, "Biz dosyaya katılma talebimizi sunduk. Fakat mahkeme bunu duruşmada değerlendireceğini söyledi. Bu sorunlar bize bu yargılamanın da gerçekten adalete ulaşmayacak göstermelik bir yargılama olarak kalacağını gösteriyor" diyor.

Soma faciasının 10'uncu yılı: Ne olmuştu?

Soma'daki Eynez Maden Ocağı'nda 13 Mayıs 2014 tarihinde yerin 400 metre altında yangın çıktı. Yükselen karbonmonoksit gazı, o esnada kömür ocağında çalışan 787 madencinin hayatını tehlikeye attı. Çıkışa yakın noktalardaki madenciler kurtulmayı başardı. Ocağın dip tarafındaki işçilerin ise sığınabilecekleri bir yaşam ünitesi yoktu.

Üç gün süren arama kurtarma çalışmalarının sonrasında ocaktan 301 madencinin cansız bedeni çıkarıldı. Hayatını kaybeden madencilerin 217'sinin çocuğu vardı, toplam 432 çocuk babasız kalmıştı.

Kazanın ardından madencilerin güvenliği için yeterince önlem alınmadığı ortaya çıktı. İşçilere verilen gaz maskeleri yetersiz ve eskiydi.

"Dünyanın son 50 yıldaki en ölümcül ikinci maden kazası" olarak nitelendiren Soma faciasına ilişkin davaya 2015'te başlandı. Davanın seyrini ise Yargıtay'ın tartışma yaratan bozma kararı değiştirdi. Yedi yıl süren yargılama sonucunda dosyanın bir numaralı sanığı Can Gürkan'a 20 yıl hapis cezası verildi. Ancak şirketin yöneticisi Gürkan, beş yıla yakın cezaevinde kaldığı için Covid-19 izninden faydalanarak hapse girmedi. Madencilerin aileleri, Can Gürkan'a verilen hükmü, "Ceza değil, ödül" ifadesiyle eleştirirken işçilerin yakınlarının avukatlığını üstlenen Selçuk Kozağaçlı ile Can Atalay şu an cezaevinde bulunuyor. 

 

DW Türkçe'ye sansürsüz nasıl erişebilirim?