1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Fotoğraf: S. Ziese/blickwinkel/picture alliance

Korona pandemisi bitti mi?

Jan D. Walter
10 Ekim 2022

Koronavirüsün Omicron varyantı, yüksek vaka sayılarına rağmen sağlık sistemi üzerindeki yükü artırmadı. 2,5 yılını geride bırakan pandemide artık sona yaklaşıldığını söylemek, endemiye geçişten bahsetmek mümkün mü?

https://p.dw.com/p/4I0WA

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) koronavirüs hastalığını (Covid-19) 2020 yılı Mart ayında pandemi ilan etmesi ve hükümetlerin aldığı kısıtlayıcı önlemler son iki yıla damgasını vurdu. Şu an ise koronavirüs Omicron varyantıyla varlığını sürdürmesine rağmen dünyanın pek çok ülkesinde korona önlemleri büyük ölçüde kaldırılmış durumda.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus 14 Eylül'de yaptığı açıklamada "Pandemiyi sona erdirmek için hiç bu kadar iyi bir konumda olmamıştık” dedi, ancak rehavete kapılınmaması, test ve aşılara devam edilmesi gerektiğini de vurguladı. Birkaç gün sonra 19 Eylül'de açıklama yapan ABD Başkanı Joe Biden ise pandeminin bittiğini ilan etti.

Peki pandemi gerçekten bitti mi, endemiye geçiş başladı mı? Pandeminin bilimsel tanımı tüm kaynaklarda aşağı yukarı aynı: Yeni bir salgın hastalığın hızlıca bir şekilde ülke ya da bölge sınırları dışına taşarak yayılması. Endemi ise kısa süreli değil kalıcı, ancak toplumda oluşmuş bağışıklık nedeniyle ağır vakalara yol açmayan kontrol edilebilir bir seyir anlamına geliyor.

ABD'deki Stanford Üniversitesinden ünlü tıp istatistikçisi John Ioannidis, pandemiden endemiye geçişte küresel nüfustaki bağışıklık oranının, ayrıca sağlık sistemlerindeki yük, ölüm oranları, gerçek ve hissedilir risk, yasal kısıtlamalar gibi etkenlerin rol oynadığını belirtiyor.

Almanya'da kapanma döneminde gece sokağa çıkma kısıtlamaları uygulanmıştı.
Almanya'da kapanma döneminde gece sokağa çıkma kısıtlamaları uygulanmıştı.Fotoğraf: Christoph Hardt/Geisler-Fotopres/picture alliance

İstatistiki tehlike azaldı

24 Ocak 2022'de dünyada kaydedilen, 100 bin nüfus başına 304 vakayla karşılaştırıldığında şu anki durum çok daha iyi görünüyor. 20 Eylül itibarıyla vaka sayısı 42,2'ye düşmesine rağmen vaka sayısı da ölüm oranları da pandeminin ilan edildiği 11 Mart 2020'ye göre kat kat fazla. Ancak ağır ya da ölümcül vakaların sayısında belirgin bir düşüş de söz konusu. Vakalarda ölüm oranı yüzde 0,3'e gerileyerek grip seviyelerine düştü.

Ancak tüm bu rakamlara mesafeli yaklaşmak gerekiyor. Bunun birinci nedeni, her ülkede verilerin farklı şekillerde toplanması. Diğer bir neden, ölü sayılarının enfeksiyon vakalarına göre daha kesin belirlenebilmesi. Önemli bir etken ise hastaneye yatış ya da ölümlerde "kişi Covid nedeniyle mi hastaneye kaldırıldı, yoksa başka nedenle kaldırıldı da tesadüfen Covid testi pozitif mi çıktı” ayrımının verilere yansıtılmıyor oluşu.

ABD Kaliforniya Üniversitesinden Salgın Hastalıklar Uzmanı Monica Gandhi, bu durumun ABD için de geçerli olduğunu, buna rağmen ABD'de de muhtemelen Covid'den ölüm sayısının tipik grip ölümlerinin altına düştüğünü belirtiyor.

Covid nedeniyle acilde yatan hasta sayısında da belirgin düşüş kaydedildi. Doğal enfeksiyon ya da aşılar nedeniyle toplumsal bağışıklığın artması ve tedavi yöntemlerinin gelişmesinin de bu durumda etkili olduğu düşünülüyor.

Symbolbild  Mu-Corona Variante
Fotoğraf: Bernd Weißbrod/dpa/picture alliance

Alman Max-Planck Enstitüsünden Viola Priesemann da aynı görüşte. Yaz dalgasının korona kısıtlamaları olmadan da gerilediğine işaret eden Priesemann, bunun pandemiden endemiye geçişteki ölçütlerden biri olduğunu belirtiyor.

Virüse duyulan korku azaldı

Dünyada en radikal önlemleri uygulayan ülkelerde bile kısıtlamalar gevşetilirken medyanın da dikkati artık koronadan çok farklı konulara, Ukrayna savaşına, Çin'in Tayvan'ı tehdidine, sarsılan dünya ekonomisine yönelmiş durumda. Dünya çapında Google'da "Covid”, "korona”, ”aşı” aramaları 2021 sonuna göre on kat azaldı.

Uluslararası alanda faaliyet gösteren piyasa araştırmaları kuruluşu IPSOS'un Ağustos 2020'den beri 28 ülkede her ay yaklaşık 20 bin kişiyle yaptığı anket de bu durumu gözler önüne seriyor. Sunulan 18 seçenek arasında en büyük üç endişe kaynağının belirtilmesi istenen ankette Covid uzun süre ilk sırada yer alırken yıl başından beri pandemi 9'uncu sıraya geriledi. Covid korkusunun yerini yüksek enflasyon, iklim değişikliği, yoksulluk, işsizlik, suç oranları gibi endişeler aldı.

Korona aramızda olmaya devam edecek

İşaretler pandeminin tıbbi, sağlıksal ama aynı zamanda siyasi-sosyal bir olgu olarak sonuna yaklaşmak olduğunu gösteriyor. Ancak sona yaklaşmakta olan, virüsün kendisi değil. Salgın hastalıklar uzmanı Gandhi, "Geçti, gitti demektense kontrol altında demeyi tercih ederim. Covid-19'un kökünü kurutamayız” diyor ve risk grubundakilerin Omicron'a özel geliştirilen aşılarla aşılanması tavsiyesinde bulunuyor.

Viola Prisemann da sosyal açıdan pandeminin henüz bittiğini söylemenin mümkün olmadığı görüşünde. Priesemann, "Pandemi öncesi temas alışkanlıklarına hala tamamen geri dönebilmiş değiliz. Salgın hastalık bilinci köklü bir şekilde değişti ve bu durum grip dalgalarını da etkileyecek” diyor.

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik