1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

İstanbul Sözleşmesi kararına tepkiler

20 Mart 2021

Türkiye'nin gece yarısı yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine tepki yağıyor. Kadın örgütleri çok sayıda şehir için eylem çağrısı yaptı.

https://p.dw.com/p/3qtvo
Fotoğraf: Meltem Ulusoy

Türkiye'nin cuma gecesi yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine tepkiler yağıyor.

Kadın örgütleri, hükümeti kararı geri çekmeye ve sözleşmeyi uygulamaya çağırdı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri bu taleple cumartesi günü ülkenin bir çok yerinde eylem çağrısı yaptı. Bu bağlamda İstanbul’daki eylemin 15.00’da Kadıköy İskele’de yapılacağı bildirildi. 

Mor Çatı Vakfı’ndan yapılan açıklamada da, "İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi reddediyoruz! Türkiye şiddetle mücadele yükümlülüğünden geri adım atmış olsa da, biz kadınlarla dayanışmamızı sürdürmeye ve birlikte güçlenmeye yıllardır olduğu gibi devam edeceğiz" denildi.

Karara, kadın örgütlerinin yanı sıra, sanatçılar da tepki gösterdi. Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say, Twitter hesabından "istanbulsozlesmesiyasatir" etiketiyle yaptığı paylaşımda, "Karanlık zihniyetler karanlığı çöktürüyorlar üzerimize. Hayır… İzin yok buna! Karanlık bir zamanı aydınlatacağız o zaman ve gidecekler!" diye yazdı.

Muhalefetin tepkisi

Karara ilk tepki gösterenlerden CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "TBMM’nin açık iradesini yok sayan ve İstanbul Sözleşmesi’ni hukuksuzca fesheden bu mantığın Türkçesi: 'Kadınlar ikinci sınıf vatandaş olmaya devam etsin ve hatta öldürülsün' Size ve tüm kötülüklerinize rağmen biz yaşayacağız ve Sözleşmeyi geri getireceğiz!" ifadesini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da: "Her gün kadına yönelik şiddet haberlerinin olduğu bir ülkede bir gece yarısı  #İstanbulSözleşmesi'nden çıkıldığının duyurulması çok acıdır. Bu, her görüşten kadının yıllardır verdiği mücadeleyi hiçe saymaktır. Her şeye rağmen kazanan "eril akıl" değil kadınlar olacaktır" söyleminde bulundu.

Geçen hafta milletvekilliği düşürülen HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu da "İstanbulSözleşmesindenVazgeçmiyoruz" etiketiyle yaptığı paylaşımda, "İnsan hakları eylem planı yapılan ülkeden manzaralar. Bu kez darbe vurulan kadın hakları. Hangi hakka vurmadılar ki?" mesajını paylaştı.

Türkiye, Resmi Gazete'de Cuma Gecesi yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini duyurmuştu.

Kararnamede, "Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar kurulu kararı ile onaylanan "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3'üncü maddesi gereği karar verilmiştir" ifadeleri yer almıştı.

Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının hemen ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabında kurum Başkanı Fahrettin Altun’un şu ifadelerine yer verilen bir paylaşım yapıldı: "Güçlü kadın ve aile, büyük Türkiye için vazgeçilmezdir. Kadınların sorunlarını çözecek çalışmalar hükümetimizin ana gündemi olmaya devam ediyor."

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ise #GüçlüKadınGüçlüTürkiye etiketiyle yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Kadın haklarının teminatı, Anayasamız başta olmak üzere, iç mevzuatımızdaki mevcut düzenlemelerdir. Hukuk sistemimiz ihtiyaca göre yeni düzenlemeleri hayata geçirebilecek kadar dinamik ve güçlüdür".

İstanbul Sözleşmesi’nin kapsamı

Kısaca "İstanbul Sözleşmesi" olarak bilinen "Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi", kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti bir insan hakkı sorunu olarak ele alıyor ve bu tür şiddete sıfır tolerans gösterilmesini hedefliyor.

Şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesi, sözleşmenin temel taşlarını oluşturuyor. Ev içi (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik) şiddet, kadınların sünnet edilmesi, zorla evlendirilme, cinsel taciz, cinsel şiddet, taciz amaçlı takip, kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama gibi olguların bir suç olarak düzenlenmesi ve cezalandırılmasını öngörüyor.

Sözleşme daha çok kadınlar için olsa da erkek ve çocukları da kapsıyor. Erkeklerin de aile içi şiddet ve zorla evlendirilme gibi bazı şiddet türlerine maruz kaldığını belirterek, taraf devletleri, sözleşme hükümlerini erkekler, çocuklar ve yaşlılar dahil olmak üzere, aile içi şiddetin tüm mağdurlarına uygulamaya davet ediyor.

Sözleşme, aynı cinsiyetten olan çiftlerin yasal olarak tanınması da dahil olmak üzere, toplumsal cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimle ilgili olarak yeni standartlar getirmiyor. Aile ve evlilik kavramları konusunda yeni tanımlar içermiyor.

 

DW / SÖ,KK,ET

© Deutsche Welle Türkçe